Marmaray projesi kapsamında imar edilen tüp geçidin doğal yaşama etkileri üzerine bir tartışma ve paylaşım konusudur. Her türlü siyasi olmayan yoruma açıktır rahat olunuz
Nedir bu tüp geçit;
birileri yaptı etti, ordan girdi burdan çıktı inanılmaz bir emek ve beyin gücü harcadı ama gel gelelim hep göz ucuyla okunan yazılar yada haber bültenlerinde karşımıza çıktı. Siz vakit kaybetmeyin diye int üzerinden biraz inceledim ve şu sonuçlara ulaştım.
Başbakan R.Tayyip Erdoğan törende yaptığı konuşmada:"Sirkeci Üsküdar arasını denizle karayı birleştirme noktasındaki yürüyüşü yaparken dev bir harita gördüklerini, o haritanın Sultan Abdülmecit'in 1860'da yaptırdığı harita olduğunu dile getirerek, o haritanın aslında Marmaray'ın projesi olduğunu söyledi. Onların o ufka sahip olduklarına işaret eden Erdoğan, aradan geçen 160 yılda gelenlerin ve gidenlerin bunu gerçekleştiremediğini, bunun kendilerine nasip olduğunu" ifade etti.
Başbakan Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: "Denizin altına adeta otoyol döşeyeceğiz. Tüp geçit demiyorum dikkat edin otoyol diyorum, böyle bir şekilde inşa edeceğimiz tünellerle, artık araçlarımıza, Boğaziçi ve F.S.M köGoogle Page Rankingülerinden sonra 3'üncü bir geçit daha kazandırıyoruz. Bu projeyle, köGoogle Page Rankingü trafiğini azalttığımız kadar, şehir içi trafiğine de nefes aldırıyoruz. Avrupa yakasında, Florya-Sirkeci sahil yolu, Kazlıçeşme'den girecek bir araç, denizin altından, tüp geçitlerden geçerek, Anadolu tarafında Ankara Devlet Yolu'nun Göztepe Kavşağı'na ulaşacak.
Mevzu burdan başladı..ama bakalım öncesinde neler olmuş....
Geçidin işareti yaklaşık 4 asır önce, dönemin en meşhur âlimi Aziz Mahmud Hüdayi tarafından verilmişti. Sultan 1. Ahmed Han'ın yaptırmak istediği büyük bir caminin temeline 1609 yılında, sultanın ricasıyla ilk kazmayı vuran da Aziz Mahmud Hüdayi'ydi. Sultan Ahmed Han'ın son derece bağlı olduğu hocası Aziz Mahmud Hüdayi, temelini attığı ve 7 yılda tamamlanan Sultanahmet Camii'nin hem açılışını yapmak hem de ilk cuma hutbesini vermek üzere padişah tarafından davet edildi. Ancak rivayete göre; o gün başlayan yağmur dalgaları coşturmuş, çıkan lodosun etkisiyle deniz hiddetlenmişti. Bu şartlar altında Üsküdar'dan Sarayburnu'na geçmek imkânsız hale gelmişti. Bütün bu hava muhalefetine karşı da Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri'nin camiye geleceğine dair hünkâra verdiği bir söz vardı. Bu sebeple Üsküdar iskelesinden bir kayığa binerek sadık talebeleriyle birlikte Sarayburnu'na doğru yola koyuldular. İşte o anda beklenmedik bir şey daha oldu ve azgın deniz kayığın geçtiği güzergâhta duruldu. Kimselerin denize açılamadığı, çıkamadığı o gün Aziz Mahmud Hüdayi ve yanındakiler karşıya geçip, kendilerini bekleyen Sultan Ahmed Han ile buluştu. Bu olay üzerine Üsküdar ile Sarayburnu arasındaki bu yola 'Hüdayi Yolu' dendi. Bazı kayıkçılar uzun yıllar fırtınadan uzak, selametle gidilen bir deniz geçidi olarak kabul ettikleri 'Hüdayi Yolu'nu, fırtınalı günlerde kullandı. Hüdayi Yolu'nun aşağı yukarı şimdiki tüp geçidin güzergâhı olduğu kabul edilmektedir.
SEYİR HİDROGRAFİ VE OŞİNOGRAFİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI bu bölgenin seçilmesinde elbetteki tol oynamıştır.Demiryolları tarihine bakıldığında ise Sirkeci katar aktarma limanının konuşlandırılması o zaman kullanılan gözlem ve deneysel metodlar ile bu gün ki Daire başkanlığının teknolojik verileri ile yaklaşık değerde uyum içermektedir. Kısacası 1400 mt.uzunluğundaki hat süt liman olmasa da coğrafi olarak iki yakanın birbirine yakın olduğu ve akıntı gücünün aza indiği bir yerdedir. İyi güzel ama neden o hatta akıntı azalıyor. akıntı denilen güç hangi derinlikte...
Keskin kıyı ve dip açılarında absorbe oluyor. ancak enerji hiçbirşekilde kaybolmaz ve başka bir enerjiye dönüşür prensibi var. Yani enerji absorbe olmaz. absorbasyon ile enerji devinimi arasında bir bağlantı kurabilmiş değilim. Kendim ile çelişmiyorum incelediğim bazı sonuçlar bunu ortaya koyuyor. enerjinin absorbasyonu fizik kurallarına göre mümkün değildir. Sadece dönüşümü mümkündür.
Bu kadar yeter, kafalar bulanmadan devam edelim.
Batırma tünelin boyu 1600 metredir.Bunun 900 metresi çok yüksek sıvılaşma çekincesi içermektedir.Bu aşamadan sonra,eğer bu batık jöle ,tekniğe uygun olarak katılaştırılmazsa,deprem sırasında tüp yüzecek ve burularak kopabilecek, böylece Dünyanın en büyük bir kıyımlarından biri oluşacaktır.Batırılacak tüplerin her biri 109 metre boyunda,9x17 metre en kesitli,toplam sayısı 18 tanedir.Tüpler jöle içine kazılacak 8 metre derinlikli ,70 metre genişliğinde bir yuva içine oturtulacaktır.Betondan yapılacak tüp parçaları batırılarak ve dalgıçlarla birbirlerine dürbün gibi bağlaçlarla birleştirilerek bir iç içe geçmeli geçit oluşturulacaktır.
Tamamda bu kazıdan çıkan çamur nereye atıldı....
Diğer bir yandan ise geçidin üstünün ses izolasyonu için 5m kalınlığında kum ile kaplanması iddiası var.. aha buna gülünür işte...absorbasyon, akıntı, kum ve zaman....
açıkçası konun sonunu getirmiyorum. Her paragrafta dikkatinizi çekti ise farklı yorumlara yer verecek metinler var.
Ancak tekrar rica ediyorum, konuya siyasi eleştiriler ile dalmayınız. Valla bi tane göriyim küllüm silerim konuyu. Kim ne derse desin. Efendi gibi bilimsel yönden tartışalım.
Örneğin, bu geçit dip canlılarını daha dar bir bölgesel alanda yaşam sürmesine, planktonların akıntı kırılması nedeni ile tünel civarından uzaklaşmasına, gürültü nedeni ile yumurta bırakan canlıların yuvalanma imkanının olmayacağına, dip seyrirli türlerin en az 20 yıl boyunca göç güzergahlarını şaşıracağına işaret etmektedir.
Buyrunuz nerden başlarsanız başlayınız. Söz hepimizin![]()

LinkBack URL
Linkbackler ile ilgili

Alıntı





Siyasi değil çArşı mesajıdır 

Paylaş