Balık senin neyine…
Mersin org. dedin gittin eli boş döndün,
İftar org. dedin gittin; madem suya salacaktın ne diye o ufacık balıkların canını yaktın,
Tekne Org. dedin gittin sonucu dünya alem biliyor orada ne ettin…
Şimdi nereden çıktı bu Yumurtalık ???
Boş veeeeer iyisi mi bu akşam evinde otur TV seyret…
Bunlar, kendi kendime telkinlerim. Ne yapsam, ne etsem?
Bu hafta da elim boş dönersem kendi balıkçılığıma kıyacağım.
Artık balığa gitmek de istemeyeceğim.
Fakat bunların yanında önemli ayrıntılar var
, bu sefer beni götüren “oltacı“ değil. Demek misafir bayırına gitmeyeceğiz. Hem sevgili moderator kardeşim Kadir ne demişti; “Abiler balık tutmak istiyorsanız 4 kişiyi geçmeyeceksiniz.”.. Haa demek bu sefer şansım biraz daha fazla.
Sonuç: 10’a Karşı bir iyi ihtimal bile olsa balığa gideceğiz. Nereye gideceğiz, Yumurtalığa gideceğiz. Ekip… zeten hazır. O zaman doğru arabaya…
Neyse Cumartesi saat 15:30’da Zeki abi, Dr. Adil Bey ve ben Yumurtalığa doğru yola çıktık, gittiğimizde Zeki Abi’nin daha önceden sözleştiği Mustafa Kaptan limanda bizi bekliyordu,


Deniz harika, en ufak bir çalkantı bile yok, ama bu seferde Gökten Kardeşimizin “Dalgasız denizde balık olmaz ” sözü kulaklarımda çınlıyor. Tahminen yarım saatlik başarısız bir sırtı yolcuğundan sonra nihayet avlak yerimizde, 8 kulaç derinlikteyiz. Oltalarımız suda… O ne ? Gene tık yok, gene bende eyvahlar, keşkeler derken bırak artık bu balıkçılığ derken; Zeki Abinin yakaladığı istavritle biraz umutlandım ama bu sefer de tek bir vuruş bile almadan giden 3 tane güzelim takımım. Aaah Orhan Kardeşimin tavsiyelerine kanıp ta o takımlara ne boncuklar dizmiştim. Yoksa Türker abinin bahsettiği Balon Havuzu burası mı ???

En az 10 tane balon ve giden 10’a yakın takım. Tabiî ki balonların istilası ile oradan kaçan hedef balıklarımız…
Neyse kaptanımız bize biraz moral takviyesinde bulundu, dediğine göre akşam balon çıkmıyormuş. Kaptanımızın; güneş batmadan yer değiştirme teklifine öyle bir evet deyişim vardı ki… Çünkü en az 10 tane balık yakalanmış ve ben bir tane bile tutamamıştım.
2 mil kadar açıldık bu sefer 11-12 kulaçtayız, güneş te battı veeee benim oltama güzel bir dokunuş, tatlı bir titretme ve güzel bir çupra, şeytanın bacağını kırmışım bir kere bu sefer de çupralar, mırmırlar gelsin artık güzel saatler.

Dr. Adil, Zeki Abi, Ben, güzel güzel balıklar, harika bir hava, harika bir deniz.



Balıklar arkası arkasına gelmeye başladığında zamanın nasıl geçtiğiniz anlayamadık. Ancak Dr. Adil Bey birşeyler yemeyecekmiyiz dediğinde açlığımız aklımıza geldi
“oltacı”yı arayıp üç iğneli oltada ikişer ikişer balık yakalamanın sirkülere uyup uymadığını öğrendim Mehmet Bey'in ifadesine göre mahsuru yokmuş. Artık kim tutar beni, Rabbim en güzel balıkları çifter çifter gönderiyor,

Sonra Adana’da olduğumuzdan sevgili Moderatörüm Orhan bey’e sormak zorundayım, 30 cm’lik Lagos sirkülere uyar mı diye, bir ara gene takım kökten gitti, lüferdir desem de inandıramadım ama sizin de resimde göreceğiniz gibi lüfermiş fakat resimdekinin dişleri sağlam olmasa gerek takımımı kesememiş.
Zamanı kontrol etmek aklımıza geldiğinde, baktık ki saat0 0:20 olmuş. Buzluğumuz da artık dolmak üzere.

Haydi artık kayıtlara güzel bir av raporu geçirme zamanı.



Yumurtalık limanında balıkları paylaştıktan sonra gece 02:30 civarında yorgun ama mutlu bir şekilde artık evimdeyim.
Bunlar da benim payıma düşenler