Mayıs ayının , güzel bir pazar sabahı, kolyozlar. 10.Mayıs. 2009. Sivrice.
Sevgili arkadaşalar, Mayıs ayının bir pazar sabahı,Sivrice balıkçılar kahvemize uğradım, çok güzel bir demli çay, Müjdat kaptan yarafından ısmarlandı, bu arada Sivrice'mizin şairi değerli dostum, Erdal alaova, her zaman olduğu gibi, siirlerinde ilham aldığı kardeşlerimizle beraber, gülüp eğlenmekte,sizlere balıkçı kardeşlerimize çok selamı var, kendisi şu anda çok mutlu, zira Türkiye nin siir konusunda en büyük ödülünü aldı. Tebrikler, sevgili kardeşim, Erdal Alova. çayımızı içtik, bu havayı kaçırmamam lazım, doğru limana ve denizdeyim. teknemde yalnızım, hava ço güzel, çaparilerimi suya bıraktım, kolyozları almaya başladım, ardından yemli ye baktım, iki tane mercan aldım, birini tekrar suya bıraktım öbürünüde yedim.
Bu arada sevgili dost martım geldi, her zaman olduğu gibi tentenin üzerine kondu, bende onu çok seviyorum, ayağının altını okşuyorum, alıştı benden hiç kaçmıyor, tabi balıklarlada ona güzel bir ziyafet çekiyorum.
Bu güzel av ve bu güzel gün de böyle geçti, sizlerede rastgelsin, hoşçakalın.
Çapari avında gelen kolyozlar.
Videodan izleyin.
Picasa Web Albums - sinaritbaba_
Sivrice'den Eren kafe ve plajı, Kemal beyin udu ile her akşam fasılları.
Sivrice'den Fehminin yeri, Hotel ve restorant. Balık ızgara.

Sivrice balıkçı kahvemizden,Şair Erdal Alova ile sabah sohbetleri.

Sivrice'den balıkçı dostumuz, Ramazan bey kardeşim ve oğlu, denizde çaparı yapıyorlar.

Sevgili Dost martım, teknemin üzerinde balık bekliyor.

Alıntıdır;Şair Erdal Alova,
Şair Behçet Necatigil anısına ailesi tarafından 30 yıldır düzenlenen Necatigil Şiir Ödülü’ne bu yıl ‘Toplu Şiirler (2008 - 1973)’ adlı kitabıyla Erdal Alova değer görüldü. Doğan Hızlan, Füsun Akatlı, Cevat Çapan, Haydar Ergülen, Mehmet Taner, Tahsin Yücel ve Ayşe Sarısayın’dan oluşan seçici kurul, Erdal Alova’nın Toplu Şiirler’ini, şiirin evrensel algısını zenginleştiren öncü yaklaşımı, şiirlerinde Türk şiirinin geçirdiği evrimi özümleyen bilgisi ve yenilikçi tutumu nedeniyle ödüle değer bulduklarını açıkladı. Erdal Alova, ödülünü 16 Nisan günü yapılacak ödül töreniyle alacak.
- Büyük usta Behçet Necatigil adına verilen şiir ödülünü almak size neler hissettirdi, neler düşündürdü?
ERDAL ALOVA - Necatigil’i hiç tanımadım. Ama hem şair, hem edebiyat adamı olarak ondan çok şey öğrendik. Her şeyden önce Türkçenin lakonik özelliğini en iyi uygulayan şairdir. Söz ekonomisini en uç noktaya vardırmıştır. Sonra, geleneksel şiirle, özellikle divan şiiriyle bağlarımızı hatırlatması bakımından. Çevirilerinde gösterdiği büyük özen, hazırladığı sözlükler, radyo oyunları, öğretmenliği, kısacası tüm uğraşı her zaman titiz bir kişiliğin ödünsüzlüğüne tanıktır. Ayrıca kendisinin Beşiktaşlı olması, çocukluğumun Beşiktaş’ta geçmesi, ona özel bir yakınlık duymamı sağlayan bir etkendir.
- ‘Toplu Şiirler’iniz için sanat yaşamınızın bir özeti dersek yanlış olmaz, değil mi?
ALOVA - Octavio Paz, ‘Bir şairin yaşamı şiirleridir’ der. Bir şairin gerçek yaşamını anlamak istiyorsanız şiirlerine bakmalı, kaç kere evlenip kaç çocuk sahibi olduğuna değil. Çünkü şair bir amfibik varlık, bir tür kurbağadır. 35 yıllık şiir serüvenime baktığımda, antik çağa övgü, kadın güzelliğini yüceltme, doğaya övgü, insanın yabancılaşması, şairlere övgü; yitime, geri gelmeyecek olana, unutuluşa, kısacası ölüme karşı duruş, genellikle dolaştığım alanlar olmuş. Çok yazmadım, yoğun bir şiire yöneldim. İyi de ettim, diyorum. Asıl şiir yazmaya bundan sonra başlıyorum, bütün yazdıklarım asıl yazacağım şiirin bir girişi duygusunu taşıyorum bugünlerde.
- İlk şiirlerinize baktığınızda neler düşünüyorsunuz? Sizce şiiriniz ne gibi aşamalardan geçmiş?
ALOVA - İlk şiirlerimi daha acemi, ama daha heyecanlı buluyorum. Malzemeye hâkim oldukça, heyecan azalıyor. Şimdi yeni bir sentezde aynı heyecana dönmek istiyorum, yepyeni bir içerikte. Akıllı bir aşk neden olmasın? Bence bir şair ölünceye dek acemi kalmalı ya da en azından öyle hissetmeli kendini. Şair koltuğa kurulunca işi biter, her zaman sert bir iskemlede oturmalıdır. Şunu büyük bir içtenlikle söylüyorum: Şairliği hâlâ benimseyemedim. Bana ‘şair’ dedikleri zaman hâlâ şaşırıyorum. En güçlü güdüm de bu.
- Şiirlerinizde, Cevat Çapan’ın deyişiyle ‘günümüzden tarihöncesine uzanan bir zaman içinde günümüz insanının yoksunluğunu ve yabancılaşmasını’ ele alıyorsunuz.
ALOVA - Adonis ‘Her şey antik çağda olup bitti’ derken haklıydı bir bakıma. Günümüzde insanoğlu İyonya’nın altın çağının çok gerisindedir doğaya, nesneye, insana, sanata yaklaşımıyla, merakıyla. Şimdi ‘o yitik evren’i arıyor; insan yeniden ‘kendine benzemeye’ çalışıyor. Ama işi biraz zor. Bu zorlu çabasında en büyük yardımcısı müzik, şiir, sanattır, felsefedir. Ama o teknoloji idesinin kölesi olmuş, bir bilinmeyene gidiyor yakına yakına. İnsan, sonunda, kendini onarabilir. Ama dünyayı yitirirseniz bir daha zor bulursunuz. Benim yazdıklarım hem insansal hem de doğal yitime, yozlaşmaya, yok oluşa yazılan uzun bir alaylı ağıttır bir bakıma.
- Şiir yazarken esin kaynaklarınız neler? Neler sizi etkiliyor?
ALOVA - Yılanıyla, bülbülüyle, bin türlü bitkisi, poyrazı, dikeni, ahtapotuyla doğanın tam içinde yaşadığımdan, onların şiirini yazmamam biraz haksızlık olur değil mi? Ama sürekli esin çalışmadan gelir. Esin beklemek tembel şairlerin uydurduğu bir bahaneden başka bir şey değil. Beni neler etkiliyor? Doğanın, evrenin sunduğu her şey. Her şeyden şiir çıkarabilirim. Öznelliğime gelince, zekâyı, güzelliği ve soyluluğu birleştirebilmiş bir kadın, müzik ve sonsuzluğa merak benim için en büyük pozitif etkilerdir. Negatif etkilere gelince. Saymakla biter mi? ‘Cümle yitikler, mağluplar, mahzunlar...’
‘Hayatımı hep sözcüklerle kazandım’
Şairliğinin yanı sıra çevirmenlik ve editörlük de yapan Erdal Alova’nın ilk şiiri 1973’te Yeni Dergi’de yayımlandı. ‘En Son Çıkan Şarkılar’ (1980), ‘Giz Dökümü’ (1989), ‘Bitik Kent’ (1995), ‘Dizeler’ (2001), ‘Tensemeler’ (2007) adlı şiir kitapları bulunan Alova, ‘Bitik Kent’ ile Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü (1996), ‘Dizeler’ ile Nâzım Hikmet Şiir Ödülü (2002) ve Dionisos Şiir Ödülü’nü (2001) kazandı. 2008 Homeros Şenliği’ne ‘Yılın Ozanı’ olarak katıldı. Herodas, Sappho, Catullus, Iuvenalis, Kavafis, Lorca, Neruda gibi şairlerden yaptığı çevirilerle de tanınan Alova, ‘Bir Şairin Günlüğü’ adlı kitabının çevirisiyle ‘Dünya Çeviri Ödülü’nü aldı. Şu anda Bektaş Köyü Sivrice Feneri’nin yanı başında, sebze bahçesi de olan bir evde yaşayan Erdal Alova, “Hayatımı hep sözcüklerle kazandım, kazanıyorum. Kırk kitabım ve benden akıllı iki oğlum var. Kısacası, mutlu biri sayılırım, bu kaos içinde” diyor.
cumhuriyet