Merhabalar.
14/08/2010 Cumartesi 17.30 civarı kendimizi hangi sahil e park edelim diye düşünürken Urla Özbek ten İzmir e doğru kıyı şeridini taramaya karar verdik. Özbek civarında iştahımızı kabartacak bir şey bulamayınca Urla ya geçtik ve farklılıklarımızla yüzleşip şaşkınlık içinde çok eğlenceli bir av günü yaşadık.
İlk balığı aldığım da saat 23.00 civarı idi. Agır ve vakur bir ifade ile yüzleştiğim gerçek, Kıbrıs oltasına atlamış ve çatlamış iri bir gopez di. Henüz arabada her ne yakalarsam yakalayayım geri bırakacağıma söz vermiştim, aynen böyle oldu. Lucky craft marka live model sahtemin takılmasıyla keyfimiz kaçtı ve yer değiştirdir.
Urla rekleasyon alanı civarında atıp çekmeye devam ediyorduk ki Vehbi bir den kalama vermeye başladı. Anlındaki terler boncuk boncuk olmuştu ve belli ki mücadele oldukça çetin geçmekteydi. Bu işe gönül vermiş zamanının büyük bir kısmı teorik ve pratik eğitime ayırmış avcılığını defalarca kere kanıtlamış arkadaşım Vehbi den bir trofe beklerken, serçe parmak büyüklüğündeki kefalciği sırtından yakalamış üzüntüsünden helak olmuş bir şekilde yanımıza geldi. ve bu değişik avcılığı ile ekibe ne kadar yakıştığını kanıtlamış oldu
Aynı yerdeyiz. Uykusuzluk ve mahmurluk omuzlarımızın düşmesine neden olmuş suratımız, suratsız herifler yakıştırmasına çok uygun bir hal almış, keyifsiz keyifsiz atıp çektiğimiz bir an dı ki… O meşhur aganta ve mücadele pozisyonu ile irkildik. Devrimin yanına giderken “hah sonun da kelebeği de yakaladık” diye düşünüyordum ama artık öpüp koklayabileceğimiz sevip okşayabileceğimiz bir ispendeğimiz vardı. Takriben 350 400 gr lık yüzümüzü güldüren, umutlarımızı yeşerten ispendek törenle meteryaline teslim edildi.
Vehbi aklının Barış Manço köGoogle Page Rankingüsünde olduğunu daha önceden söylemişti zaten. E hadi o zaman oraya gidelim dediğimizde saat 03:40 tı. Aman Allahım bu da ne. Ortalık mahşer yeri gibi. Sıcaktan uyuyamayan bari ava gideyim demiş olmalı. Gürültülü sohbetler, yer tutma kaygıları, birkaç oltanın tam arasından balık yüzdürme çabaları offff kabus gibiydi… Devrim e hadi biraz açılalım dedim ve sabah 05.20 gibi nispeten sakin bir yer de atıp çekmeye başladık. Bütün gece serpmeler, ağlar atılmış,insanlar temizlenmeye bile erinilecek balıkları yakalama gayretindeyken Devrim ikinci ispendeğini sobe ledi. Neredeyse bir önceki balıkla aynı boylarda olan bu yakışıklıya da mini bir tören düzenledik ve suya gönderdik.
Tam bu sırada madem bırakacaktınız neden yakaladınız diyenlerden biri tarafından eleştirildik. Bütün gün birşey tutamadım bari bana verseydiniz yüzsüzlüğü sonrasında yorgun düşmüş ev yoluna koyulmuştuk.
Yolumuz üzerinde ki park ta sehpaları hazırlanmış ama heykeli olmayan bir alan vardı, bu lana at-çek parkı demeye karar verdik. Ve bu boşluğu doldurabilmek, at-çek camiasına bir toplu iğne başlığı kadar faydalı olabilmek arzusu ile “atış teknikleri duruş ve pozisyonlar” konulu bir kompozisyon hazırlamak için kolları sıvadık. Buyurun iki duruş iki pozisyon
Çok eğlenceli, sıkı çalıştığımız bir av günü oldu. Umarım en kötü günümüz böyle geçer.
NOT: ben çok yorgunum, sıcaktan uyuyamadım ve bu akşam ki atçek turuna gelemeyeceğim. Sakin ve makül düşününce içimden “Allah sizi ıslah etsin” demek geçiyor. Hayde rastgele…![]()

LinkBack URL
Linkbackler ile ilgili






Alıntı



Paylaş